ATV’nin merakla beklenen yeni dizisi ‘Altı Üstü İstanbul’ izleyiciyle buluştu; Yüsra Geyik’in de güçlü oyuncu kadrosu arasın da yer aldığı yapım, hikayesiyle dikkatleri üzerine çekiyor. İstanbul’un birbirinden farklı yüzlerini bir araya getiren dizi, güçlü karakterleri ve fark yaratan olay örgüsüy le sezonun dikkat çeken yapımları arasına şimdiden girdi bile. Durum böyleyken, biz de dizide ‘Nihal Cankaya’ karakterine hayat veren Yüsra Geyik ile yoğun set programına ara verdiği bir günde buluştuk; yeni dizisi ile ilgili en yeni heyecanlarını paylaşırken, onu daha da yakından tanımaya yönelik so rular içeren keyifli bir röportaj ve özel bir fotoğraf çekimi gerçekleştirdik.
Röportaj: İrem Orhan
Fotoğraf: Emre Özcan

“Sakin ve gelen güzellikleri karşılamaya hazır bir dönemimdeyim. Yaz en sevdiğim mevsimdir. O yüzden iyi ve enerjik hissediyorum. Güzel işimizin iyi tepkiler almasının da bu ‘iyi olma’ halimde büyük bir etkisi olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.”
İrem Orhan: Hayatınızın nasıl bir dönemindesiniz şu sıralar, sezon nasıl başladı sizin için? Önce bunun değerlendirmesini yaparak başlayalım mı röportajımıza?
Yüsra Geyik: Sakin ve gelen güzellikleri karşılamaya hazır bir dönemimdeyim. Yaz en sevdiğim mev simdir. Aslında baharla başlar ve güneşin umut verdiği zamanlara şimdilere geldik ne mutlu. O yüzden iyi ve enerjik hissediyorum. Güzel işimizin iyi tepkiler almasının da bu ‘iyi olma’ halimde büyük bir etkisi olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Hayallerimin çok üstünde bir yaz oluyor.
İ.O: Bu sezon Atv’de başlayan ‘Altı Üstü İstanbul’ dizisi ile ekrandasınız. Nasıl gelişti sü reç, nasıl bir rolde izleyeceğiz sizi biraz bahsetmek ister misiniz?
Y.G: Evet! Beni çok mutlu eden, şahane bir ekibin buluştuğu, şimdiden kalbimde yer edinen Ni hal karakterimi de çok sevdiğim bir proje oldu. Maşallah demek istiyorum bize gerçekten. Senaryoyu okuduğum andan itibaren, hazırlık ve sonrasındaki set sürecimiz o kadar su gibi aktı ki bu güzel enerjinin şimdi seyircide karşılık bulduğunu bilmek, bizi övgüleriyle ödüllendirmeleri sadece beni değil bütün ekibimizi çok mutlu ediyor. Nihal’in hikayesini okuyup, üzerine düşünüp çalıştıkça hayata karşı geliştirdiği savunma mekanizmalarını çöz meye odaklandım. Ailenin yalnızı... Dışarıdan güçlü görünen ama içinde başka kırılganlıklar taşıyan bir kadın. Onun duygularına mümkün olduğunca dürüst yaklaşmaya çalıştım.

“Çok şanslıyım ki, çocuk yaşta set ve oyunculuk heyecanını yaşamaya başladım. Tabii yıllar içinde birçok şey değişiyor; artık sete daha hâkim, sürece daha güvenen biriyim."
İ.O: Kimler var projede sizinle birlikte, biraz değinebilir misiniz?
Y.G: Hem genç hem usta oyuncuların bir araya geldiği bir kadromuz var. Kısa sürede hem kamera arkasındaki hem kamera önünde ki ekip kaynaştı. Yapımcımız NTC Medya, yönetmenimiz Müge Uğurlar ve senaristle rimiz Yekta Torun ve Hilal Yıldız’ın ortaya koyduğu, tüm oyuncu ekibimizin sevgiyle yer aldığı bir dizi ‘Altı Üstü İstanbul’
İ.O: Oyunculuk kariyerinize başladığınız ilk günlerden bu yana nasıl değerlendi riyorsunuz başlangıç heyecanınızı, ilk günkü gibi mi her şey değişen şeyler neler?
Y.G: Çok şanslıyım ki çocuk yaşta set ve oyun culuk heyecanını yaşamaya başladım. Tabii yıllar içinde birçok şey değişiyor; artık sete daha hâkim, sürece daha güvenen biriyim. İlk zamanlar daha çok oyunculuğumu ka nıtlama telaşı vardı, şimdi ise karakterlerin dünyasını keşfetmenin keyfini çıkarıyorum. Ama yeni bir projeye başlarken hissettiğim heyecan ve merak duygusu hiç azalmadı.

İ.O: Kariyerinizde şu an bulunduğunuz nok tayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Hedefe ne kadar yakın ya da uzaksınız?
Y.G: Kendimi bir yolculuğun içinde hissediyo rum. Bugüne kadar yer aldığım işler için şükür doluyum elbette ama hala yapmak istediğim çok şey bulunuyor. Farklı karak terlerle, farklı hikayelerle karşılaşmak isti yorum. Bu yüzden hedefe ne kadar yakınım bilmiyorum ama doğru yolda olduğumu hissediyorum. Hedef kelimesi değil de sü reç kelimesi sanırım benim yaşama şeklime daha uygun. Süreci deneyimliyor ve ona güveniyorum.
İ.O: İş disiplinine çok önem veren biri oldu ğunuzu biliyoruz. Bunun sizi zorladığı zamanlar oluyor mu yoksa yüzde yüz fay dasını gördüğünüz bir özelliğiniz olarak mı değerlendiriyorsunuz?
Y.G: Disiplin benim için çok kıymetli çünkü işi mi ciddiye almanın bir göstergesi gibi geli yor. Her şeyi en iyi şekilde yapmaya çalışır ken yorulduğumu fark ettiğim dönemler de var. Ama genel olarak baktığımda bana çok şey kattığını düşünüyorum. Özellikle bu meslekte istikrarı sağlayan şeylerden biri disiplin.

“Kendimi bir yolculuğun içinde hissediyorum. Bugüne kadar yer aldığım işler için şükür doluyum elbette ama hala yapmak istediğim çok şey bulunuyor. Farklı karakterlerle, farklı hikayelerle karşılaşmak istiyorum.”
“Takıntı demeyelim ama düzeni seviyorum. Özellikle çalışırken kendi sistemimin olması beni rahatlatıyor. Bir de verdiğim sözleri tutma konusunda kendime karşı oldukça hassasım.”
İ.O: Hayatta herhangi bir konuda takıntıları nız da var mı?
Y.G: Takıntı demeyelim ama düzeni seviyorum. Özellikle çalışırken kendi sistemimin olma sı beni rahatlatıyor. Bir de verdiğim sözleri tutma konusunda kendime karşı oldukça hassasım. Onun dışında hayatın bana biraz daha akışta kalmaya öğrettiğini söyleyebilirim.
İ.O: Dışarıdan bakıldığında çok naif, sakin bir yapınız var gibi. Ama doğru mu bu izleni mimiz yoksa sizin de aksi ya da ters yönleriniz de var mı?
Y.G: Kırmamaya, üzmemeye dikkat ederim evet. Bunun biraz o sakinlik görüntüsünde etkili olduğunu düşünüyorum. Ama kendim de kırılmak istemem. Bu konudaki sınırlarımı da korumayı severim. Bir de Karadenizli yim ben. Aslında kanım deli akar, gelgitle rimi içimde yaşıyorum.

İ.O: Hayatta nelerden asla vazgeçemezsiniz?
Y.G: Böyle büyük cümleler kurmayı çok tercih etmiyorum ama kendime inanmaktan vazgeçmem.
İ.O: “İyi ki böyleyim” dediğiniz, çok sevdiği niz bir özelliğiniz var mı?
Y.G: İnsanlara, hikâyelere ve hayata karşı mera kımı hiç kaybetmediğimi düşünüyorum. Bu hem mesleğimi besliyor hem de beni canlı tutuyor. Bir şeyi gerçekten anlamaya çalış mayı, gözlem yapmayı seviyorum.
İ.O: Hayatta hiç bir şeylere yetişemediğinizi düşündüğünüz anlar ya da kaçırdığınız fırsatlar oldu mu?
Y.G: Olmaz mı, tabii ki oldu. Özellikle zaman zaman hayatın çok hızlı aktığını hissedi yorum. Eskiden kaçırdığımı düşündüğüm fırsatlara daha çok takılırdım. Şimdi ger çekten bana ait olan şeylerin bir şekilde yo lunu bulduğuna inanıyorum. Geriye dönüp baktığımda, o dönem kaçırdığımı düşün düğüm bazı şeylerin aslında beni başka ve daha doğru deneyimlere götürdüğünü görüyorum.

İ.O: Siz kış insanı mısınız yoksa yaz insanı mı?
Y.G: Bence yaz insanıyım. Yazın enerjisini ve renklerini seviyorum.
İ.O: Şu anda hayatınızın merkezinde ne ya da kim var desek?
Y.G: Ailem var öncelikle. Onlarla birbirimize ke netlendiğimiz bir dönemdeyim.
İ.O: Kitlelerin tanıdığı, göz önünde biri olarak, bunun avantaj ya da dezavantajlarını yaşadığınız oldu mu hiç hayatta şimdi ye kadar?
Y.G: Özellikle avantajlarını veya olumsuzlukla rını yaşamadım ama insanların canlandır dığım roller nedeniyle beni tanımasını ve bana sevgi göstermesini seviyorum.
İ.O: Biraz da ikili ilişkiler diyelim mi; hayatı nızda aşk şu an nerede?
Y.G: Aşkın hayatın her döneminde farklı şekiller de var olduğuna inanıyorum. Bazen çok görünür oluyor, bazen daha sessiz bir yerde duruyor ama insanı besleyen duygulardan biri. Şu an hayatımda önceliğim kendimi iyi his setmek, üretmek ve hayatın tadını çıkarmak.

İ.O: İlişkide anı yaşayanlardan mı yoksa man tık çizgisinden çıkmayanlardan mısınız?
Y.G: Duygularımı yaşarım ama zamanla man tığın da ne kadar önemli olduğunu öğren dim. Kalbin sesini dinlemek güzel ama uzun vadede mantığın da masada olması gerekiyor bence.
İ.O: Uzak ya da yakın vadeli planlarınız ara sında evlilik nerede?
Y.G: Hayatın ne getireceğini bilmiyoruz ama bu konularda kendimi çok katı planların içine koymuyorum. Doğru insan ve doğru zaman bir araya geldiğinde her şey kendiliğinden şekilleniyor, en azından öyle olacağına inanıyorum.
İ.O: Sona doğru yaklaşırken, beslenme düze niniz ve sağlığınız konusunda kendinize özel beslenme ya da bakım ritüelleriniz var mı?
Y.G: Güzellik için değil ama sağlık için beslen meme dikkat ediyorum. Vücuduma iyi be sinlerin girmesini önemserim bu nedenle dengeli ve iyi şeyler yemeye dikkat ederim. Bu her zaman mümkün olmuyor elbette özellikle yoğun çalışma dönemlerinde ama olabildiğince iyi alternatifleri seçmeye gay ret ederim. Bakım ritüellerine de çok düş künüm, yakın çevrem çok iyi bilir. Buradaki disiplinlerime de çok sadığım. Günlük cilt bakımı rutinlerim ve yüz masajımı yapma ya dikkat ederim. Cildin en büyük dostunun da su içerek içeriden, kremlerle dışarıdan nemlendirmek olduğunu da biliyorum, bir de nemlendirme konusuna dikkat ederim.

İ.O: Peki ya spor; spor, hayatınızda nerede, neler yapıyorsunuz?
Y.G: Sporu daha çok kendimi iyi hissetmek ve zihinsel olarak dengede kalmak için yapı yorum. Çok iddialı biri olduğumu söyleye mem ama hareket etmediğim zaman farkı hemen hissediyorum.
İ.O: Bir gün mutlaka gerçekleştirmeyi diledi ğiniz bir hayaliniz var mı?
Y.G: Hayallerim de mesleğimle ilgili sanırım daha çok. Kolaylıkla beni bulan, dönüşü müme yardımcı, kitlelere dokunan başarı lı işler yapmak istiyorum. Bunun dışında farklı kültürlerle, farklı dillerle temas ede bileceğim uluslararası projelerde yer almak da hayallerim arasında.
İ.O: Yakın gelecekte sizinle ilgili neler bekli yor bizi?
Y.G: Nihal’in yolculuğunu uzun bir süre daha iz lemeye devam edeceğimizi umuyorum.
İ.O: Son olarak şunu da soralım; dergimi zin 22. yılını kutluyoruz; bize bir doğum günü mesajı vermek ister misiniz?
Y.G: İyi ki doğmuş Şamdan Plus. 22 yıl çok büyük bir emek mirası demek. Tüm ekibi teb rik ediyorum; umarım 32. yıl kutlamasında da bir röportajda ve çekimde yeniden bir araya geliriz.